| |
|
Yalancının Mumu
Yatsiya Kadar Yanmadı |
| |
| |
Devr-i
Saadet'te bir Yahûdi, bir Müslüman'a iftira ederek
Peygamberimiz'e şikâyette bulundu:
-Bu adam benim devemi çaldı. Bu deve benimdir, işte
şahitlerim, diyerek iki de münâfıklardan yalancı şahid
gösterdi.
Gerekli inceleme yapıldı, durum Müslüman'ın aleyhine tecelli
ederek devenin Yahûdi'nin olduğuna hükmolundu ve deve
Müslüman'dan alınarak Yahûdi'ye teslim edildi.
Bununla kalsa iyi. Hırsızlık yaptığı için o Müslüman'ın
ayrıca eli de kesilecekti. İslâm'ın hükümlerini bilen o
sahabî ellerini açarak:
-Ya Rabbi! Sen her şeyi bilensin, görüyorsun ki Yahûdi
yalancı şahitler göstererek devemi aldı. Şimdi de elim
kesilecek. Her gece okuduğum Salavat-ı Şerife'nin yüzü suyu
hürmetine sen beni bu belâdan kurtar! Şu anda beni
kurtaracak hiçbir merci yok, diyerek Allah'a hulûs-i kalb
ile yalvardı.
Daha Huzur-u Saadet'ten ayrılmadan deveye Cenab-ı Allah
lisan ihsan etti, deve konuşmaya ve hakikatı olduğu gibi
söylemeye başladı:
-Ya Resûlellah! Ben bu Yahûdi'nin değil Müslüman'ın malıyım.
Beni sahibime iade et ki, adalet tecelli etsin, diyerek
sahibinin huzuruna varıp diz çöktü.
İnsana konuşma hassasını veren Allah değil mi? Neye kadir
değil ki, bir Yahûdi'nin karşısında bir Müslüman'ı küçük
düşürmekten korudu ve deveye lisan bahşetti. Deve sahibine
verildikten sonra Cenab-ı Peygamber Efendimiz, orada
bulunanlar da bilsin diye bu Müslüman'a ne ile bu dereceye
eriştiğini sordu. O sahabî de:
-Ya Resûlallah! Ben her gece sana 10 defa salavat okumadan
yatmam! Burada da o salavatın yüzü suyu hürmetine Allah'tan
yardım diledim. Allah Celle Celalühü hamdolsun ki benim
yüzümü kara çıkarmadı, dedi.
Bunun üzerine Efendimiz (s.a.s):
-Ne mutlu sana, salavat hürmetine dünyada elin kesilmekten
kurtulduğun gibi, ahirette de cehennem azabından
kurtulacaksın, buyurdular.
Orada bulunan münâfıkların çoğu îmanlarını yenilediler,
kalplerini temizlediler, mü'minlerin ise bir kat daha îmanı
ziyadeleşti...
Yeni Şafak Gazetesi
18 Kasım 2001
|
|
|
| |
| |
|